Galatasaray'ın milli oyuncusu Yunus Akgün, milli takımın Dünya Kupası için oynayacağı play-off maçlarını kazanarak 24 yıllık özleme son vereceğine inandığını ve ay-yıldızlı ekibin kadrosunun her karşılaşmayı kazanacak güç ve kalitede olduğunu söyledi.
Anadolu Ajansının Türkiye'nin Ödeme Yöntemi TROY'un katkılarıyla hayata geçirdiği "2026 Dünya Kupası Yolunda Milli Gururlar" projesinin beşinci konuğu Yunus Akgün, AA'ya özel açıklamalarda bulundu.
FIFA Dünya Kupası hasretini 24 yıl sonra sona erdirme mücadelesi veren A Milli Takım futbolcularını Türk halkına daha yakından tanıtmayı ve "milli takım taraftarı" olgusunu güçlendirmeyi amaçlayan projede, ay-yıldızlı oyuncuların Dünya Kupası hedefi, milli takımla ilgili düşünceleri, yaşadıkları şehirlerdeki günlük yaşamları ve kulüp takımlarındaki durumları detaylı ele alınıyor.
“Dünya Kupası'na katılmayı çok istiyoruz”
Milli takımın play-off’taki rakiplerini yenerek Dünya Kupası’na katılacağına inandığını belirten Yunus, “Bütün oyuncular Dünya Kupası hayalini kuruyoruz. Bunu başarabilecek güçteyiz, bunu başarabilecek kalitemiz var. Durumun bilincindeyiz. Hiçbir maç kolay değil ama bunu başarabileceğimizi düşünüyorum. Play-off maçlarına hazırlanıp en iyi şekilde çıkacağız. Kazanacağımızı düşünüyorum. Dünya Kupası'na katılmayı çok istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
"Dünya Kupası'nda yer almak kariyerimde en çok istediğim şeylerden biri"

Yunus, Romanya’yı İstanbul’da mağlup etmemiz halinde Slovakya-Kosova eşleşmesinin galibiyle deplasmanda oynanacak maça ilişkin "Deplasman maçı dezavantaj oluşturmaz. Halkımız her yerde bizi desteklemeye geliyor. Oraya da geleceklerini biliyoruz. Kazanabileceğimize inanıyoruz. Dünya Kupası'na gitmeyi çok istiyoruz. Çok güzel bir ekibiz. Bu duyguyu yıllar sonra tekrar ülkemize yaşatmak istiyoruz. Dünya Kupası'nda yer almak kariyerimde en çok istediğim şeylerden biri. Dünya Kupası'nda milli takım formasıyla olmak, orada o anı yaşamak… İnşallah bunu başarabiliriz. Küçüklüğümden beri bu zirvenin, o anın hayalini kuruyorum. Orada olmayı istiyorum. İnşallah turu geçip milli takımımızı Dünya Kupası’nda gururla temsil ederiz." diye konuştu.
"Milli takım kadrosu olarak kazanamayacağımız maç yok"
Yunus Akgün, "Milli takım Dünya Kupası’na katılırsa, grupta Avustralya, Paraguay ve ABD ile mücadele edecek. Grubu nasıl değerlendirirsin?” sorusunu, “Dünya Kupası'nda hiç bir maç kolay değil. Hepsi kazanabileceğimiz maçlar. Çok güçlü, kaliteli bir ekibiz. Bizden beklentiler yüksek. Biz de bunun bilincindeyiz. Bizim milli takım kadrosu olarak kazanamayacağımız maç yok. Biz istediğimiz, mücadelemizi verdiğimiz zaman kazanamayacağımız maç yok ama kolay olmayacak. Bunu başarabilecek güçteyiz." diye yanıtladı.
"EURO 2024’te unutamayacağım şeyler yaşadık"

"EURO 2024’te Hayatım boyunca unutamayacağım şeyler yaşadık" sözlerini kullanan milli futbolcu, şöyle devam etti:
"40 güne yakın birlikteydik, çok güzel günlerdi, çok da güzel başarı elde ettiğimizi düşünüyorum. Daha ileriye gidebilirdik, buna takımca inanıyorduk ama istemediğimiz sonuçla elendik. Mükemmel bir aile ortamımız vardı. Saha içi ve dışında çok güzel vakit geçiriyorduk. Bu da sahaya yansıyordu. Herkes birbiri için mücadele ediyordu ama o maçta (Hollanda) elendiğimiz için çok üzüldük. Çünkü gerçekten çok iyi oynuyorduk. Belki bir önceki maç, Avusturya maçında elensek, belki bu kadar üzülmezdik. Turu geçip final oynayacağımızı düşünüyorduk. Ama yine de çok mutluyuz, ülkemizi gururla temsil ettik. İyi ve genç bir takımız. Çok daha büyük başarılar yakalayacağımızı düşünüyorum. Hollanda yenilgisi belki de hayatımın en büyük hayal kırıklığı diyebilirim. Çünkü iyi oynayıp kaybettiğinizde daha fazla hayal kırıklığı yaşıyorsun. Kazanmayı hak ettiğimizi düşünüyorum. Soyunma odasında sıfır ses, kimse konuşmuyordu, herkes çok üzüldü. Herkes kendini bir yere çekti. Yıkılmıştık. Devam etmeyi hak ediyorduk ama son düdük çaldığında herkes kendini yere bıraktı. Çünkü kimse bunu beklemiyordu."
"Aman Allah'ım böyle bir şey yok"
Başarıyı getiren en önemli faktörün milli takımdaki aile ortamı olduğunun altını çizen Yunus Akgün, “Herkes birlikte olmaktan çok keyif alıyordu. 40 gün geçmesine rağmen hiç kimse bir kere sıkıldım kelimesini kullanmadı. Mükemmel günlerdi, hayatımız boyunca o günleri hiç unutamayacağız. Kampta unutamadığımız anlar yaşadık. Herkes şarkı söyledi. (Gülerek) Aman Allah'ım böyle bir şey yok. Seslerimiz baya kötüydü. Hala da izliyoruz gülüyoruz onları. Ama çok güzel günlerdi. Hocalarımız da bizle beraber şarkı söylemişti. O anı söyleyebilirim. Çok güzel bir andı. Çok eğlenmiştik." dedi.
"Milli takımda güzel sesli yok"
Yunus, "Milli takımda en iyi ses kimdeydi?" sorusuna, "Bir kere Merih'te değil o kesin. Merih'te değil. Kim vardı? Yok ya güzel ses yok. Güzel sesli birini söyleyemem." yanıtını verdi.
"Portekiz maçı sonrası yapılan editler bizi güldürmüştü"
Milli oyuncu, kamplarda çok eğlendiklerini dile getirerek şöyle konuştu:
"Portekiz maçında çok kötü performans sergilemiştik. Bize editler falan yapılıyor, bunları görüyoruz. Moralimiz bozulmuştu ama bir yandan da bize çok büyük bir ders olmuştu. Bazen böyle bir tokat yediğinde kendine geliyorsun. Yaptığımız yanlışların analizlerini yapıp, iyi bir ders çıkartıp yolumuza devam etmiştik. Portekiz maçıyla ilgili yapılan editleri gördüğümüzde gülüyorduk. Gerçekten kötü bir performans vermiştik. Herkese editler yapılıyor. O editler bizi güldürmüştü."
"Çok büyük işlere imza atacağımıza inanıyorum"

Yunus Akgün, “Dünya Kupası'na katılamazsak bu jenerasyona gerçekten çok yazık olur yorumları var. Bu yorumlarla ilgili düşüncen ne?” sorusunu, “Kesinlikle. Gerçekten çok genç bir ekibiz ama çok büyük takımlarda oynayan oyuncular var. Genç olmasına rağmen tecrübeli oyuncular. Kesinlikle yazık olur ama ben bu tarafı hiç düşünmüyorum. Çünkü Allah’ın izniyle kesinlikle gideceğimizi düşünüyorum. Çok güzel bir kadroyuz, çok güzel bir aileyiz. Bunu başarabileceğimize inanıyorum. Öyle bir şey olsa çok büyük hayal kırıklığına uğrarım. Çünkü bu milli takım çok iyi şeyleri hak ediyor. Bunu Avrupa Şampiyonası'nda gösterdik. Dünya Kupası'na da gidersek çok büyük işlere imza atacağımıza inanıyorum. İnşallah katılmak bize nasip olur. Bu milli takım Dünya Kupası’nda olmayı yüzde yüz hak ediyor." yorumunu yaptı.
"Montella Hoca her oyuncuyla çok güzel iletişim kurdu"
Vincenzo Montella, milli takımın başına geçtikten sonra çok güzel bir ortam oluştuğunun altını çizen Yunus, "Daha önce de güzel bir ortam vardı ama bizim daha fazla birbirimize bağlanmamızı sağladı. Montella Hoca her oyuncuyla çok güzel iletişim kurdu. Oyunculara özgüven aşıladı. Güzel aktiviteler yapmaya başladık. Herkes söylüyor, çok güzel bir ortamımız var, herkes çok keyif alıyor, herkes kampa gelmek için can atıyor. Bu da bizi başarıya götürüyor, sahaya yansıyor. Sahadaki mücadele gücümüz çok yüksek. Ortamımızdan dolayı bu başarıyı elde ediyoruz, inşallah bu ortamımız hiçbir zaman bozulmaz. Çok güzel gidiyoruz. İnşallah böyle devam ederiz, takım ruhumuz, teknik kalitemiz, yeteneğimiz, mücadele gücümüz…" değerlendirmesinde bulundu.
A Milli Takım'ın unutamadığı maçı Çekya
Milli futbolcu, "Dünya kupalarında unutamadığın maçlar hangileri?" sorusuna, "Bizim son katıldığımız Dünya Kupası 2002'deydi ve 2 yaşındaydım, fazla hatırlamıyorum. EURO 2008'de unutamadığım bir maç var. EURO 2008’deki Çekya maçını milli maçlardan önce açıp izlediğimiz zamanlar da oluyor. Çok güzel bir maçtı. Ben her izlediğimde hala tüylerim diken diken oluyor. Spikerin Nihat Kahveci diye bağırışı… O maçı söyleyebilirim. Dünya Kupası olarak da izlediğim Arjantin-Fransa maçını söyleyebilirim." yanıtını verdi.
"Aklıma direkt Hasan Hoca, Hasan Şaş geliyor"
Yunus, "Dünya kupası deyince aklına hangi isimler geliyor?" sorusunu, “Dünya Kupası deyince aklıma direkt Hasan Hoca, Hasan Şaş geliyor. Hem Galatasaray'da oynamış olması, hem çok yetenekli olması, seyir zevki vermesi, ben direkt Hasan Şaş diyebilirim." şeklinde yanıtladı.
Milli futbolcu, Türkiye'nin UEFA Uluslar A Ligi’nde Fransa, İtalya ve Belçika ile aynı grupta mücadele edecek olmasına dair "Kesinlikle A Ligi'nde olmayı hak ediyorduk. Büyük maçlar, güzel maçlar olacak. Biz zaten büyük takımlara karşı oynamayı daha çok istiyoruz. Büyük takımlara karşı galibiyet aldığımız zamanlar var. Bu takımlara karşı oynama, bu takımlara karşı kendimizi test etmek çok daha önemli olacak. Kolay değil ama her zaman kazanmak için sahada olacağız." diye konuştu.
Yunus isminin hikayesi

"Sultan Murat Mahallesi'nde doğdum, büyüdüm. Her şeye orada başladım." diyen Yunus, adının veriliş hikayesini "Babam mahalle takımında oynarken hareketliymiş, hızlıymış, ona bir lakap takmışlar, Yunus balığı gibi diye... Ondan sonra da babam bana Yunus ismini koymak istemiş. Mahallede de babamın lakabı Yunusmuş, bazen Yunus diye çağırıyorlarmış. Bu nedenle babam bana Yunus adını koymak istemiş." şeklinde anlattı.
Sultan Murat Mahallesi ile bağlarını hiç koparmadığını aktaran sarı-kırmızılı futbolcu, "Herkesin beni gördüğünde gurur duyması, güzel sözler söylemesi gurur verici. Çünkü mahallemden tek bir futbolcu çıkıyor, o da benim. Çok destek oluyorlar, elimden geldiğince mahalleye gitmeye çalışıyorum. Orada çok güzel insanlar tanıdım, çok güzel insanlar biriktirdim. Arkadaşlarım, dostlarım, akrabalarım her zaman iç içeyiz. Onları gururlandırdığım için çok mutluyum. Sultan Murat Mahallesi'nden bir futbolcu çıktı. Bunun için çok mutluyum. Benim bugünlere gelmemi sağlayan hayat okulum diyebilirim." ifadelerini kullandı.
Yunus, futbola başlama serüveniyle ilgili şu sözleri kullandı:
"Kosova Güçspor diye bir mahalle takımımız vardı. Ben balkondayken 5-10 kişi seçme var diye antrenmana gidiyormuş, Ben de ‘Nereye gidiyorsunuz?’ demiştim, onlar da ‘Kosova diye bir takım var, oraya antrenmana, seçmeler varmış’ dediler. Anne ve babama ‘Ben de gitmek istiyorum’ dedim. Öyle gittim ve aralarından sadece beni aldılar. Rahmetli Adem Yeşil hocam vardı, emeği çok büyüktür. O beni gördü ve akşamında ailemi aradı. ‘Yunus'u çok beğendim, Galatasaray seçmeleri var, oraya götürmek istiyorum’ dedi. Annemle babam o zamanlar çekiniyordu, güvenememiştik açıkçası ama Adem hocayla tanıştıktan sonra beni Galatasaray seçmelerine götürdüler ve süreç başladı. Seçmeler çok heyecanlıydı, inanamıyordum, her şey bir anda gelişti. Rahmetli Ahmet Kesin Kılıç ve Kerem Yavaş hocalarım vardı. Arkadaşlarıma, akrabalarıma, herkese bu durumu anlatıyordum. Çok güzel senelerim geçti. Rahmetli Ahmet Keskin Kılıç'ın emeği bizde çok büyüktür. Allah rahmet eylesin. Onu da buradan analım. Her şey benim için güzel oldu."
"Arda Ağabey benim için büyük bir örnek”
Sarı-kırmızılı futbolcu, "Altyapıda, A Takımda gördüğün hangi oyuncular gibi olmak istiyordun?" sorusuna, "Akademiden çıkıp A takımda oynayan ağabeylerimiz vardı. Semih ve Arda (Arda Tura) ağabey. Antrenmana giderken onları görürdük, konuşurduk. Arda ağabey benim için büyük bir örnek, onun gibi olmayı çok isterdim. O süreçte Semih ağabey bana çok yardımcı olmuştu. Belki fotoğraflarımız bile çıkmıştır, yemeğe gitmiştik. Güzel günlerdi. Heyecanlanıyorduk, onlarla birlikteyken çok mutlu oluyorduk. Bizle çok ilgileniyorlardı, ben de onlardan gördüğüm şeyleri şimdi akademideki oyunculara yansıtmaya, yardımcı olmaya çalışıyorum. Küçükken bugünlere gelip gelemeyeceğimizi bilemiyorduk. Ne zaman ilk profesyonel imzamı attım o zaman hayalini kurmaya başladım. Her şey de istediğim gibi gitti, şampiyonluklar, kupalar kazandım. Şu an olduğum yerden çok mutluyum, gururluyum. İnşallah uzun yıllar böyle devam ederim." yanıtını verdi.
"Galatasaray'dan ilk ayrıldığım zaman kolay değildi"
"Galatasaray'dan ilk ayrıldığım zaman kolay değildi. Duygusaldım. Zorlanmıştım açıkçası." ifadelerini kullanan Yunus sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama Adana Demirspor bana çok şey kattı. Orada şampiyonluklar yaşadım. Süper Lig'de iyi bir serüven geçirdim. 26 yıllık bir şampiyonluk hasreti vardı. Hocamız ve başkanımız Murat Sancak bana çok destek oldu. Onun ve Montella hocamızın bende desteği çok büyük. Orası bana çok şey kattı. Balotelli, Vargas, Belhanda, Stamboli, Gökhan İnler, gerçekten çok kaliteli bir kadroyduk. Avrupa'yı zorluyorduk ama son maçlarda istediğimiz sonuçları alamamıştık ama benim için çok güzel bir seneydi. Ardından Leicester City var, Leicester City fiziksel ve taktiksel olarak çok şey kattı. Orada da şampiyonluk yaşadım. Sonrasında Galatasaray'a döndüm. Her genç oyuncunun Avrupa hayali var. Ben de bunu Leicester ile denemek istedim. Bir yıl kaldım ama iyi ki Galatasaray’a döndüm. Enzo Maresca Hoca ile çalıştım, gerçekten o çok iyi bir hoca. Taktiksel ve fiziksel olarak bana çok şey kattı. Şampiyonluk yaşadım. Benim için çok iyi bir tecrübe oldu."
Yunus, A Milli Takım Teknik Direktörü Montella ile Adana Demirspor’da da birlikte çalışmaları hakkında ise "Montella hoca Adana Demirspor'da benimle çok ilgilendi, hep iletişim halindeydi. Oyunculara çok iyi özgüven aşılıyor. Bunu milli takımda da Adana Demirspor'da da ben özel olarak yaşadım. Çok güzel şeyler söylüyordu, bir maçta 2 gol atmıştım ve bana ‘Sakın asla şımarma ve 2 gol attıysan 3 gol iste, 4 gol iste’ diye söylemlerde bulunuyordu. Yeri bende çok ayrıdır, bana çok şey kattı. Çok da güzel günler yaşadık." ifadelerini kullandı.
Gollerinden sonra Montella’nın futbolculuk dönemindeki gol sevinçlerini yapması hakkında ise Yunus, “Karagümrük maçıydı. Çok güzel iletişimimiz vardı ve çok seviyordum. Ona bir hediye vermek istemiştim. Maçlardan önce de videolarını izlemiştim, çok güzel golleri vardı ve gollerinden sonra uçak hareketini yapıyordu. ‘Gol atarsam bugün sana armağan etmek istiyorum’ dedim, öyle oldu. Yani yakıştırdılar da devam etti. Milli takımda da yapıyorum. Hocayla biraz stiller benziyor. Hoca da 9 numara boyu kısa, kıvrak falan. Biraz benziyor stilimiz." diye konuştu.
"O günü unutmak mümkün değil"
Galatasaray formasıyla sahaya çıktığı anı hiçbir zaman unutamadığını anlatan Yunus, "O günü unutmak mümkün değil. Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum anı yaşadım. İlk haber geldiğinde direkt annemi babamı aradım. Çok heyecanlanmıştım. Çok mutluydum, çok gurur duydum kendimle. İstiklal Marşı'nı okurken tüylerim diken diken olmuştu, hala da oluyor. Sahaya her çıktığımda heyecanım devam ediyor. Çocukluğumdan beri oynamak istediğim tek bir stadyumda vardı. O da Galatasaray stadyumuydu. Onun dışında oynamak istediğim başka bir stadyum yok." açıklamasında bulundu.
Futboldan kalan zamanlarını ailesiyle geçirdiğini aktaran 25 yaşındaki futbolcu, "Ailemle, arkadaşlarımla, dostlarımla, nişanlımla genelde vaktim böyle geçiyor. Bazen evde bilgisayarda oyun oynuyorum, maç izliyorum. Dışarıya çıkmayı çok sevmiyorum. Sadece ailemle, dostlarımla yemek yemeyi, kahve içmeyi seviyorum." dedi.
Ailesinden de bahseden Yunus Akgün, “Annem ev hanımı, babam fabrikada işçiydi, şu anda çalışmıyor benimle ilgileniyor. 2008 doğumlu bir kardeşim. O da benim eski takımım, Kosova Güç Spor'da oynuyor. Kaptan hatta ama 8 takım var, 6'ncılar. Öyle de bir durum var. Böyle bir aileyiz, küçük bir aileyiz, 4 kişiyiz. Annem Kastamonulu, babam göçmen, Arnavut kökenliyiz ama İstanbul doğma büyüme." sözlerini kullandı.
Yunus, “Kardeşin maçlarından sonra performansınla ilgili yorum yapıyor mu?" sorusuna, "Kardeşimin adı Emre, o da sağ açık ve sol açık da oynuyor. Bazen bana ‘Niye şut atmıyorsun’ diyor, ben de ona ‘Sen niye koşmuyorsun, niye kilo vermiyorsun’ diyorum. Birbirimize sallıyoruz öyle." yanıtını verdi.
"Nişanlımın adı Tuğçe. 13-14 yaşından beri tanışıyoruz"
Nişanlı olan Yunus Akgün, "Nişanlımın adı Tuğçe. 13-14 yaşından beri tanışıyoruz. İyi ve kötü günümde her zaman benim yanımdaydı. Bana her zaman çok büyük destek oldu. Gerçekten onu tanıdığım için, onunla beraber hayatımı sürdürdüğüm için çok mutluyum." diyerek sözlerini tamamladı.
Yorumlar (0)
Fikrini Paylaşmak İster Misin?
Yorum yapmak ve diğer spor severlerle tartışmaya katılmak için hemen giriş yapın.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!