4 yıl önce aynı korttan tekerlekli sandalyeyle ayrılmıştı. Ayak bileğindeki ağır sakatlık nedeniyle gözyaşları içinde Roland Garros'a veda etmişti. Bir grand slam hayali daha yarım kalmıştı. 1465 gün sonra ise aynı kortta, yıllardır peşinden koştuğu o kupaya ulaştı. Zverev'in hikayesinin eksik parçasına kavuşma yolculuğuna birlikte bakalım...
Alexander Zverev, dört yıl önce aynı korttan tekerlekli sandalyeyle ayrılmıştı. Ayak bileğindeki ağır sakatlık nedeniyle gözyaşları içinde Roland Garros'a veda eden Alman raketin bir grand slam hayali daha böylece yarım kalmıştı.
Zverev, 1465 gün sonra ise aynı kortta, yıllardır peşinden koştuğu o kupayı ellerinin arasına aldı. 29 yaşındaki Alman tenisçi, Roland Garros finalinde Flavio Cobolli'yi mağlup ederek kariyerinin ilk "grand slam" şampiyonluğunu kazandı. Ancak Paris'teki bu zafer yalnızca bir tenis maçının sonucu değildi. Bu, yıllardır tamamlanmayı bekleyen bir hikâyenin son bölümüydü.
Alexander Zverev zaferle taçlanan yolculuğunun finalini anlatmadan önce gelin 4 yıl önceye gidelim...
Her şeyin değiştiği kort
Tarih 3 Haziran 2022... Roland Garros yarı finalinde rakip Rafael Nadal. İlk set sona ermiş, ikinci sette nefes kesen mücadele devam ediyordu.

Zverev, bir topa yetişmeye çalışırken yere düştü. Kortu dolduran sessizlik kısa sürede çığlıklara dönüştü.
Alman tenisçi ayağa kalkamadı. Sağ ayak bileğindeki ağır sakatlık nedeniyle maça devam edemedi. Korttan tekerlekli sandalyeyle ayrıldı.

O gün yalnızca bir maç değil, kariyerinin en büyük fırsatlarından biri de sona ermişti.

Aylar süren tedavi ve rehabilitasyon süreci başladı. Birçok kişi onun yeniden eski seviyesine dönüp dönemeyeceğini sorguluyordu. Zverev ise o günü hiçbir zaman unutmadı.
"Hayatımın en güzel anlarını da en kötü anlarını da bu kortta yaşadım"
Roland Garros şampiyonluğu sonrasında yaptığı açıklamada da ilk olarak o köşeyi işaret etti:
"Hayatımın en güzel anlarını da en kötü anlarını da bu kortta yaşadım. Dört yıl önce o köşede yatıyordum. Şimdi ise mutlu sonu yaşıyorum."
Her kapının eşiğinde kaldı
Aslında Zverev uzun yıllardır tenis elitinin bir parçasıydı. ATP Finalleri şampiyonlukları, Masters 1000 kupaları, Tokyo Olimpiyatları'nda kazanılan altın madalya... Dünya 2 numarasına kadar yükselen bir kariyer... Ancak tüm başarıların arasında eksik kalan tek bir şey vardı: Grand Slam kupası.

Bu eksiklik yıllar boyunca peşini bırakmadı. 2020 Amerika Açık finalinde Dominic Thiem karşısında iki set öne geçti. Şampiyonluk için servis attı. Yine de kupayı kaldıramadı.
2024 Roland Garros finalinde Carlos Alcaraz karşısında iki set bir öne geçti. Bir kez daha son adımı atamadı. 2025 Avustralya Açık finalinde Jannik Sinner karşısında etkisiz kaldı. Üçüncü Grand Slam finalinden de eli boş ayrıldı.

Her başarının ardından aynı soru soruluyordu: "Alexander Zverev ne zaman bir Grand Slam kazanacak?" Alman basını onu "tamamlanmamış hikâye" olarak tanımlıyordu. Fransız basını "taçsız kral" diyordu. Tenis dünyası ise onu yıllarca "Grand Slam kazanmamış en büyük yıldızlardan biri" olarak gördü.
Paris'te açılan fırsat penceresi

2026 Roland Garros'a gelindiğinde tablo değişmişti. Carlos Alcaraz sakatlığı nedeniyle turnuvaya katılamadı. Jannik Sinner ikinci turda elendi. Novak Djokovic üçüncü turda turnuvaya veda etti.
Birçok uzmana göre kariyerindeki en büyük fırsat Zverev'in önündeydi. Dünya basınında ortak görüş hakimdi: Bu, kaçırılmaması gereken fırsattı. Belki de kariyerinin son büyük şansı...

Ancak fırsatların beraberinde baskı da getirdiği biliniyordu. Çünkü Zverev daha önce bu sahnelerde defalarca tökezlemişti. Finalde karşısında kariyerinin ilk grand slam finaline çıkan Flavio Cobolli vardı. İtalyan tenisçi mücadeleyi son sete taşımayı başardı.
Geçmişin hayaletleri yeniden ortaya çıkmış gibiydi. Kaybedilen finaller, kaçan fırsatlar, yarım kalan hikâyelerle kısa süreliğine adeta bir "flashback" sahnesi yaşandı. Fakat bu kez kortta farklı olan bir şey vardı.
Geçmişte büyük maçların baskısı altında zaman zaman dağılan Alman raket, bu kez sakin kalmayı başardı.
İşte yılların yükünün omuzlarından kalktığı o an

Yıllardır peşini bırakmayan final lanetini Philippe Chatrier Kortu'nda sona erdirdi. Son puan geldiğinde sırt üstü korta uzandı. Artık yılların o ağır yükü omuzlarından kalkmıştı.
Tarihe geçen zafer

Bu şampiyonluk yalnızca Zverev için değil, Alman tenisi için de tarihi anlam taşıyordu. 29 yaşındaki tenisçi, Boris Becker'den bu yana grand slam kazanan ilk Alman erkek tenisçi oldu. Alexandır Zverev, aynı zamanda kariyerinin en büyük eksikliğini de böylece kapattı.
"Grand Slam'siz en iyi oyuncu" etiketini yırttı

Artık onun adı, kaybedilen finallerle değil, kazandığı grand slam ile anılacaktı. Roland Garros kupasını kaldırdığı gün, yıllardır taşıdığı "Grand Slam'siz en iyi oyuncu" etiketi de geride kaldı.
Ve Nadal'dan gelen mesaj
Şampiyonluğun ardından gelen ilk tebriklerden biri Rafael Nadal'dandı. Bu detay hikâyeyi daha da anlamlı hale getiriyordu. Çünkü dört yıl önce Zverev'in sakatlandığı maçta ağların diğer tarafında Nadal vardı.

Korttan ayrılırken ona yardım eden isim de yine Nadal olmuştu. İspanyol efsane sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
"Bu kadar çalışmanın ve gösterdiğin sabrın ardından bunu fazlasıyla hak ettin."
Belki de Zverev'in hikâyesini en iyi özetleyen cümle buydu. Çünkü 1465 gün önce gözyaşlarıyla ayrıldığı Philippe Chatrier’ye geri dönen Alman tenisçi, sonunda kariyerinin en büyük hayaline ulaşmıştı. Dört yıl önce acıyla biten hikâye Paris'te zaferle tamamlandı.
Yorumlar (0)
Fikrini Paylaşmak İster Misin?
Yorum yapmak ve diğer spor severlerle tartışmaya katılmak için hemen giriş yapın.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!